Duyuru

Sevgili Meslektaşlarımız
Bilindiği üzere 06 Nisan 2018 tarihinde Derneğimiz mail ağından yapılan duyuruya istinaden 21 Nisan 2018 Cumartesi günü saat 10.00’da Talat Paşa Bulv. Gevher Nesibe İş Hanı No:113 D:44, 06080 Altındağ/Ankara adresinde yapılması planlanan Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin, Tüzük Değişikliği, İdari ve Mali konuların görüşüleceği Olağanüstü Genel Kurulu Toplantısı yeterli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle belirtilen tarihte gerçekleştirilememiştir. Bu nedenle Derneğimizin aşağıda gündemi belirtilen genel kurul toplantısı 06 Nisan 2018 tarihli duyuru metninde belirtildiği gibi 06 Mayıs 2018 Pazar günü saat 13:00’de Bera Otel Ankara Ziya Gökalp Caddesi Bulvarı No:58 Kolej Çankaya/ANKARA adresinde yapılacaktır.

Sevgi ve Saygılarımızla

TDD YÖNETİM KURULU

Düşük Kalorili ve Kalorisiz Tatlandırcılar Konferans Raporu

Sağlıklı Hayatı Teşvik ve Sağlık Politikaları Derneği ile derneğimizin ikili işbirliği protokolü kapsamında Ankara ve İstanbul illerinde, klinisyen diyetisyenlere yönelik düzenlenen Düşük Kalorili ve Kalorisiz Tatlandırıcılar Konferansları’na ait öntest – sontest sonuçlarını içeren toplantı raporuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

tıklayınız

ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİNİN ÖNLENMESİNDE VE TEDAVİSİNDE TAM YAĞLI VE YAĞI AZALTILMIŞ SÜTLERİN ROLÜ

Günümüzde içme sütleri yağ miktarlarına göre tam yağlı, yağlı, yarım yağlı ve yağsız olarak adlandırılırlar. Türk Gıda Kodeksine göre 100 mL’ de tam yağlı içme sütünün yağ miktarı en az 3,5g, yağlı içme sütünün en az 3g, yarım yağlı içme sütünün en az l,5g ve yağsız içme sütünün en çok 0,15g olmalıdır.Son günlerde sütün tam yağlı mı yoksa yarım yağlı mı içilmesi gerektiği konusunda özellikle medyada gündem yaratılmıştır. Bu nedenle, özellikle çocukluk çağı obezitesinin önlenmesinde ve tedavisinde süt yağınınrolününyapılan bilimsel araştırmalara dayalı olarak tartışılması amaçlanmıştır.

Süt besin değeri yüksek, büyüme gelişme için gerekli olan pek çok besin ögesi içeren önemli bir besindir. Genel olarak, yaklaşık %88 su içeriğine sahip olup protein (%3.2) ve yağ (%3.2) içeriği yüksektir(Jenkins ve McGuire, 2006).Bununla birlikte temel karbonhidratı bir disakkarit olan laktoz sayesinde kalsiyum, magnezyum ve fosfor emilimi yüksektir. Ayrıca B12 vitamini, folat, riboflavin açısından da zengindir(Dror ve Allen, 2011; Neumann ve ark., 2012). Süt yağı en fazla trigliserit olmak üzere, fosfolipit, kolesterol ve kolesterol esterleri, diaçilgliserol, monoaçilgliserol ayrıca, sfingomiyelin ve diğer sfingolipidler,13-metil tetradekanoik asit, eter lipidler gibi biyolojik açıdan aktif ögeler içerir (Parodi, 2004).

Halk sağlığının korunmasına yönelik, 1900’lü yıllardan itibaren özellikle çocukların beslenme durumlarını iyileştirmek amacıyla süt ve süt ürünlerinin tüketimi teşvik edilmiştir. Bunu takip eden yıllarda ise sütün doymuş yağ ve kolesterol içeriğinin yüksek olması nedeniyle kalp hastalıkları riskini artıran bir faktör olarak görülmüş ve hatta diyetteki tüm yağlar,görülme sıklığı giderek artan obezitenin temel sorumlusu olarak kabul edilmiştir(Parodi, 2004). Ancak son dönemde yapılan çalışmalar bu görüşü desteklememektedir.

Yapılan bir araştırmada okul öncesi dönem çocuklarda,tamyağlı süt tüketimi ile düşük obezite riski arasında bir ilişki bulunmuştur(Beck ve ark., 2017). Başka bir çalışmada 2yaşında tam yağlı süt tüketiminin daha yüksek olması ile 3 yaşında daha düşük beden kütle indeksi (BKİ) z skoru arasında ilişki bulunurken, yağı azaltılmış süt ileBKİ z skoru arasında bir ilişki bulunmamıştır. Aynı çalışmada daha fazla miktarda süt ürünleri tüketmenin ya da 2 yaşında tam yağlı süt yerine az yağlı süt tercih etmenin, erken çocukluk döneminde fazla kilolu olmayı önlemediği ifade edilmiştir (Huh ve ark., 2010).İki-dört yaş arası çocuklarda yapılan bir çalışmada ise %2 yağlı ya da tam yağlı süt tüketenlerin yağsız ya da yarım yağlı süt tüketenlere kıyaslafazla kilolu olma olasılığınındaha az olduğu saptanmıştır. Bunun sonucunda araştırmacılar, 2-4 yaşta %1 yağlı/yağsız süt tüketiminin vücut ağırlığı artışını önlemediğini ifade etmişlerdir(Scharf ve ark., 2013).Benzer bir araştırmada 8-10 yaş arasındaki 319 çocukta %2 yağlı süt tüketimi ile daha yüksek obezite riski arasında pozitif yönde bir ilişki saptanırken tam yağlı süt tüketimi ile daha düşük obezite riski arasında bir ilişki bulunmuştur(Beck ve ark., 2014). Diğer yandan erken çocukluk döneminde tam yağlı süt tüketenlerin, %1 yağlı süt tüketenlere kıyasla ortanca serum 25(OH)D düzeyleri 5.4 nmol/L daha yüksek bulurken, BKİ z skorları 0.72 birim daha düşük bulunmuştur. Sonuçta, sağlıklı çocuklarda tam yağlı süt tüketiminin daha yüksek D vitamini depoları ve daha düşük BKİ değerleri ile ilişkili olduğu ifade edilmiştir(Vanderhout ve ark., 2016).

Bu sonuçlar süt yağının ve tam yağlı süt tüketiminin çocukluk çağında da giderek artan obezitenin sorumlusu olmadığını göstermektedir.Bilimsel araştırmaların sonucunda gözlenentam yağlı sütün faydalı etkilerinin nedeni önemli miktarda kısa ve orta zincirli yağ asitleri içermesidir. Süt yağı yağda çözünen vitaminlerin yanı sıra bütirik asit, cis ve trans palmitoleik asit, fitanik asit, miristik asit, alfa linolenik asit ve konjuge linoleik asit gibi sağlık üzerine olumlu etkileri bulunan çeşitli moleküllerin önemli bir taşıyıcısıdır(Kratz ve ark., 2013).Süt ve süt ürünlerinde doğal olarak bulunan trans palmitoleik asidin tip 2 diyabet gelişme riskini önemli ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca anti-hiperlipidemik etkisinin olduğu da gösterilmiştir. 3736 kişinin katıldığı prosektif kohort bir çalışmada tam yağlı süt tüketimi ile yüksek trans-palmitoik asit arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte yüksek trans-palmitoik asit ile diğer yağ asitlerinden bağımsız olarak düşük adiposite, yüksek HDL-C (%1.9), düşük TG (-%19) ve toplam kolesterol/HDL oranı (-%4.7), düşük CRP (-%13.8) ve insülin direnci (-%16.7) arasında da ilişki saptanmıştır (Mozaffarian ve ark., 2010).  Tam yağlı süt ürünlerinde bulunan diğer bir yağ asidi olan bütirik asit ise epitel hücreler için enerji kaynağıdır. Kolon sağlığınıetkileyen çok çeşitli hücresel aktiviteleri de etkilemektedir. Bütirik asit, oksidatif stresi azaltarak inflamasyon ve karsinogenez inhibisyonu gibi çeşitli kolonik mukozal fonksiyonlar üzerinde güçlü etkiler gösterir (Çağlar ve ark., 2017).Sütün içerdiği yağ asitleri arasında bulunan konjuge linoleik asit (KLA) ise çoklu doymamış yağ asitlerinin omega-6 serisinde yer alan linoleik asidin bir izomeridir.  İnek sütünde mevsime, bölgeye, kullanılan tarım sistemine, hayvanın beslenmesine ve cinsine bağlı olarak toplam yağ asitlerinin %0.1-2.2’si kadar bulunur(Elgersma ve ark., 2006). Yapılan araştırmalarda KLA’in bazı kanser türlerine karşı koruyucu olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, bağışıklığı güçlendiren, büyümeyi destekleyen, lipolizi artıran, adipoz dokuda yağ asidi depolanmasını azaltan, kas kütlesini arttıran, hipertansiyon ve diyabet gelişme riskini azaltan etkileri mevcuttur (Lehnen ve ark., 2015). Bu etkilerinin yanında sütteki yağ asitleri, mide boşalma zamanını uzatarak, tokluk hissini arttırır ve böylece daha az enerji alımına katkıda bulunur(Vanderhout ve ark., 2016).Son dönemde özellikle KLA’in fizyolojik etkilerine yönelik yapılan çalışma sayısı da artmıştır.

Çocuklarda KLA’in vücut yağı ve BKİ üzerine etkisini değerlendiren bir çalışmada, hafif kilolu veya obez olan, başka bir sağlık sorunu olmayan 6-10 yaş arasında 53 prepubertal çocuğa 3g/gün %80 KLA içeren (50:50 cis-9, trans 11 ve trans-10, cis-12 izomerleri) çikolatalı süt (n:28) veya plasebo (n:25) verilmiştir. Çalışmanın sonucunda KLA alan grupta BKİ, toplam vücut yağı ve abdominal yağlanma plaseboya kıyasla anlamlı düzeyde azalmıştır (p=0.05). Bununla birlikte kan glukoz, insülin ve LDL kolesterol düzeyleri gruplar arasında farklılık göstermezken, plazma HDL kolesterolü KLA alan grupta anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur(Racine ve ark., 2010). Doğum ağırlıkları normal, çalışma sırasında obez olan çocuk ve adölesanlar ile yapılan başka bir çalışmada, günde 3 gram süt kaynaklı KLA verilmiştir. Ortalama rölatif-BKİ değerleri 8 ay sonra başlangıç zamanına kıyasla anlamlı olarak azalmıştır. Abdominal çevre ölçümünde istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte bir azalma saptanmıştır. Kan glukoz ve insülin düzeyi ile HOMA-IR indeksinde anlamlı farklılık görülmemiştir(Moya ve ark., 2008).

Sonuç olarak, süt insan beslenmesinde çok önemli yeri olan bir besindir. Büyüme ve gelişme çağındaki çocuk ve adölesanların, kardiyovasküler sorunu olmayan ve ciddi risk faktörleri taşımayan erişkinlerin tam yağlı süt tüketmesinde bir sakınca yoktur.Ayrıca tam yağlı sütte bulunan kısa ve orta zincirli yağ asitleri,yağda eriyen vitaminlerin ve kemik sağlığının korunması için gerekli olan kalsiyumun emilimini kolaylaştırarak bu besin ögelerinden daha fazla faydalanılmasını sağlamaktadır. Süt yağı azaldıkça yağda çözünen vitaminlerin, kısa ve orta zincirli yağ asitlerin içeriği de azalmaktadır. Bununla birliktesağlığın korunmasında ve hastalıkların önlenmesinde sütün ne şekilde tüketilmesi gerektiğinden ziyade tüketilen miktar önemlidir. Başta çocuklar ve gençler, doğurganlık çağındaki kadınlar ve yaşlılar olmak üzere tüm yaş grubundaki bireylerin süt ve ürünlerini hergün tüketmesi gerekmektedir. Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre yetişkin bireylerin her gün 3 porsiyon, çocukların, adolesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 2-4 porsiyon süt ve ürünlerini tüketmeleri gerekir. Özellikle obezitenin önlenmesinde ve tedavisinde, süt ve ürünlerinin şeker ilave edilmeyen türlerinin seçilmesi önemlidir.

Doç.Dr. Alev KESER

Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü