Diyetisyenler Günü Etkinliği

Sevgili meslektaşlarımız,

Her yıl coşku ve gururla kutladığımız “6 Haziran Diyetisyenler Günü” nde sizlerle biraraya geleceğimiz için çok mutluyuz. Etkinliğimize katılımda bulunacak meslektaşlarımızın KAYIT için gokcenercan@tdd.org.tr adresine ad soyad ve kurum bilgilerini göndermeleri önem arz etmektedir.

Şimdiden 6 Haziran “Diyetisyenler Günü”etkinliklerimizde güzel ve verimli bir gün geçirmek dileğiyle

Sevgi ve saygılarımızı sunarız.
TDD YÖNETİM KURULU

Düşük Kalorili ya da Kalorisiz Tatlandırıcıların Yararları ve Güvenliliği: Görüş Birliği Bildirisi

Sevgili Meslektaşlarımız

Derneğimiz ve Sağlıklı Hayatı Teşvik ve Sağlık Politikaları Derneği işbirliğinde 1 Aralık 2017 tarifinde Ankara’da, 2 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Düşük Kalorili ya da Kalorisiz Tatlandırıcılar Konferansları’na katılım gösteren yerli ve yabancı akademisyenlerin desteği ile hazırlanan Düşük Kalorili ya da Kalorisiz Tatlandırıcıların Yararları ve Güvenliliği Görüş Birliği Bildirisi’ne aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Türkçe versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.

İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.

Saygı ve sevgilerimizle

TDD YÖNETİM KURULU

DİYETİSYENLİK MESLEĞİ ETİK KURALLARI

Diyetisyen; beslenme ve diyetetik alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun; sağlıklı bireyler için sağlıklı beslenme programlarını belirleyen, hastalar için hekimin yönlendirmesi üzerine gerekli beslenme programlarını düzenleyen, toplu beslenme yapılan yerlerde beslenme programlarını hazırlayan ve besin güvenliğini sağlayan sağlık meslek mensubudur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyetisyenleri, mesleklerinde rehber niteliği taşıyacak bu etik ilkeleri, bu ilkelerin gerekliliklerini ve bu ilkelere bağlılıklarını gönüllü olarak kabul eder. Bu etik ilkeler Diyetisyenlerin meslekleri, meslektaşları, danışanları, toplum ve diğer çalışanlar ile ilişki ve sorumluluklarını belirler.

İLKELER
Temel İlkeler
1- Diyetisyen; onurlu, dürüst olmalı, adil ve tarafsız davranmalıdır.
2- Diyetisyen; kişileri yargılamamalı, empati kurabilmeli ve objektif olmalıdır.
3- Diyetisyen; mesleki yeterliliğe sahip olmalı, yüksek standart ve profesyonel uygulamaları desteklemeli ve üst seviyeye taşımaya çalışmalıdır.
4- Diyetisyen; danışanların ve toplumun haklarını gözetirken başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere tüm insan hakları belgelerine ve mesleğin etik ilkelerine uymalıdır.
Topluma Karşı Sorumluluklar
5- Diyetisyen; her durumda halkın sağlığını, güvenliğini ve refahını düşünmelidir.
6- Diyetisyen; görevini kötüye kullanmamalı, hukuka aykırı davranmamalıdır.
7- Diyetisyen; yasalara göre yüz kızartıcı herhangi bir suçtan hüküm giymemelidir.
8- Diyetisyen; ayrım gözetmeksizin, ihtiyaçlara, kişisel değerlere ve mahremiyete önem vererek profesyonel bir hizmet sağlamalıdır.
a. Diyetisyen; profesyonel uygulamada insanları ırkına, etnik kökenine, dinine, dünya görüşüne, engeline, cinsiyetine, yaşına, seksüel eğilimine, ekonomik statüsüne göre sınıflandırmamalıdır.
b. Diyetisyen; sosyo-kültürel farklılıklara karşı hassas davranarak profesyonel hizmet sağlamalıdır.
9- Diyetisyen; bilerek yanlış ve/veya yanıltıcı uygulama yapmamalı, aktarımlarda bulunmamalıdır.
a. Diyetisyen; mesleğini uygularken yanlış ve/veya yanıltıcı reklam uygulamaları yapmamalı, yanıltıcı ticari reklamlara aracı olmamalıdır.
b. Diyetisyen; insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici davranışlarda bulunmamalıdır. Kamuoyuna aktarımda bulunurken yalnızca bilimsel olarak geçerli ve güvenilir bilgileri paylaşmalıdır.

10- Diyetisyen; profesyonel sorumluluklarını yerine getirmede engel oluşturabilecek etkenlerden (madde bağımlılıkları) uzak durmalı ve mesleğini yapmaya engel teşkil edebilecek ruhsal kökenli sağlık sorunlarında mesleki uygulamalardan kaçınmalıdır.
Hasta ve Danışanlara Karşı Sorumluluklar
11- Diyetisyen; hukuki ve mesleki sınırları içerisinde değerlendirmelerde bulunmalı ve diğer sağlık çalışanları ile işbirliği yapmalı, görüş ve tavsiyeler almalı, uygun yönlendirmelerde bulunmalıdır.
12- Diyetisyen; hastalara ve danışanlara saygılı ve anlayışlı bir şekilde davranmalıdır.
a. Diyetisyen; hastalara ve danışanlara kendi kararlarını almalarını sağlayacak yeterli ve doğru bilgi aktarımını yapmalıdır.
b. Diyetisyen; hasta ve danışanların onay, değişiklik ve reddetme dahil olmak üzere, önerilen beslenme programına ilişkin karar alma hakkına saygı duymalıdır.
13- Diyetisyen; hasta ve danışanların bütün mahrem bilgilerini korumalı ve tam gizliliğin garantilenmesini engelleyebilecek durumların tümünü danışanına bildirmelidir.
14- Diyetisyen; danışanını tetkik ve tedavi kuruluşlarına maddi çıkar sağlamak amacıyla göndermemeli, danışan ve hasta sağlamak amacıyla aracı kişi ve kurumlardan yararlanmamalıdır.
Mesleğe Karşı Sorumluluklar
15- Diyetisyen; toplum sağlığı açısından mesleğinin öneminin farkında olmalı ve mesleğine olan saygısını hiçbir koşulda sorgulamamalıdır.
16- Diyetisyen; beslenme ve diyetetik uygulamalarını kanıta dayalı prensipler ve güncel bilgilere dayandırmalıdır.
17- Diyetisyen; akla uygun fikir farklılıkları olabileceğini bilerek, çelişkili bilgileri kişisel önyargılardan uzak, bilimsel gerçekler ışığında ve objektif olarak değerlendirmelidir.
18- Diyetisyen; mesleki yeterliliğinin kabul edilmiş profesyonel standartlara uygunluğunu bir sorumluluk olarak üstlenmeli, mesleki bilgisini ve becerisini artırmalı ve onları uygulamada kullanmalıdır.
19- Diyetisyen; ticari hedeflerine ulaşabilmek için bilimsel gerçeklerden ve mesleki uygulama standartlarından uzaklaşmamalıdır.
20- Diyetisyen; araştırma verilerini değerlendirirken ve yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmalıdır. Çalışmaya fiilen katılmamış kişilerin adları yayında yer almamalıdır. Kaynak göstermeden ve izin almadan başkalarına ait veriler, olgular ve yazılı eserler kullanılmamalıdır.
21- Diyetisyen; mesleki değerlendirmesini etkileyecek hediye ve maddi teşvik istememeli, kabul etmemelidir. Danışman ya da çalışan olarak bilimsel bir araştırmanın parçası olduğunda; kabul ve beyan ettiği sponsorluk, hibe ya da maddi teşvik nedeniyle bu ilkeyi ihlal etmiş sayılmaz.
22- Diyetisyen; mesleki değerlendirmesini etkilemediği sürece; itibari değeri olan hediyeler, eğitim programlarına katılım, bilgi paylaşımı yapılan toplantılar, ürün örnekleri ya da benzer öğeleri kabul edebilir. Söz konusu hususun uygunsuzluk ortaya çıkarmasının ölçüsü; makul koşullarda, diyetisyenin mesleki sorumluluklarını dürüstlük, tarafsızlık ve yeterlilik içerisinde gerçekleştirebilme becerisinin kaybolduğu algısını oluşturmasıdır.
Meslektaşlarına ve Diğer Çalışanlara Karşı Olan Sorumluluklar
23- Diyetisyen; meslektaşlarına ve diğer çalışanlara küçük düşürücü davranışlarda bulunmamalıdır.
24- Diyetisyen; meslektaşlarını mesleki yönden onur kırıcı ve haksız saldırılara karşı korumalıdır.
25- Diyetisyen; meslektaşlarının ve diğer çalışanların değerlerine, doğrularına, bilgisine ve yeteneklerine saygı göstermelidir.
a. Diyetisyen; dürüst olmayan, yanıltıcı ve uygun olmayan mesleki uygulamalarla meşgul olmamalıdır.
b. Diyetisyen; meslektaşları arasında haksız rekabete yol açacak mesleki uygulamalarda bulunmamalıdır.
c. Diyetisyen; meslektaşları ve diğer sağlık uzmanları ile ilgili profesyonel değerlendirmelerinde önyargının önüne geçmek için akılcı çabayı göstermeli, iş verdiği insanların ve birlikte çalıştığı kişilerin performansları, meslek mensupları ve öğrenciler ile ilgili objektif değerlendirmelerde ve bilgi paylaşımında bulunmalıdır.
Son olarak;
Bu ilkeler bütününde yer almayan durumlarla karşılaşıldığında; Diyetisyen, genel etik ilkelere, ulusal düzenlemelere, uluslararası düzeydeki bildirge ve sözleşme hükümlerine uymalıdır.

YAŞAM YOLCULUĞUNDA YOL ARKADAŞLARIMIZ: PREBİYOTİKLER

YAŞAM YOLCULUĞUNDA YOL ARKADAŞLARIMIZ: PREBİYOTİKLER

Prof. Dr. BetülÇiçek

ErciyesÜniversitesi, SağlıkBilimleriFakültesi, BeslenmeveDiyetetikBölümü, Kayseri

Mikrobiyotanın insan sağlığı üzerindeki etkileri çeşitli mekanistik yolaklara bağlanmıştır. Belirtilen bu özel işlevler arasında: (1) diyetle alınan ve mukozadaki polisakkaritlerin mikrobiyal ekolojinin modülasyonu ile yıkımı ve metabolitlerin açığa çıkması ve mukozal bariyer bütünlüğünün korunması (2) konağın metabolik, inflamatuar ve yanıtlarının kısa zincirli yağ asitleri (KZYA) salınımı aracılığıyla modifikasyonu (3) konağın metabolik, inflamatuar ve yanıtlarının safra asitleri aracılığıyla modifikasyonu (4) konağın enzimatik işlevlerinin vitaminler gibi bakteri kaynaklı kofaktörlerin salınımı aracılığıyla desteklenmesi (5) immune sistemin hücre dışı moleküler örüntülerin ekspresyonuyla gelişmesi ve modülasyonu (6) mikrobiyomu daha ileri düzeyde şekillendiren antimikrobiyal peptitlerin salınımı bulunmaktadır.

İnsan gastrointestinal mikrobiyotası- dünyadaki en yoğun mikrobiyal popülasyona sahip yapı- insane sağlığı üzerinde önemli rol oynayan metabolik, immünolojik ve koruyucu işlevlere sahip olan büyük çeşitlilikte mikrobiyal toplulukları içerir. Diyet gastrointestinal mikrobiyotanın bileşimi ve metabolic işlevine aracılık eden anahtar bir çevresel etmen olarak Kabul görmektedir. Dahası, posa ve prebiyotikler gibi belli diyet bileşenlerinin tüketimi mikrobiyotanın module edilebileceği bir noktadır.

PrebiyotikTerimininTarihselGelişimi

Tüm posa kaynakları prebiyotik olarak sınıflandırılamaz, ancak birçok prebiyotik diyet posası olarak sınıflandırılabilir. Prebiyotiklerin tüketimi sağlık yararı için gastrointestinal mikrobiyotanın modifiye edilebileceği bir diyet stratejisidir. Prebiyotikler ilk kez 1995 yılında Gibson veRoberfroidtarafından “Kolondakibirya da sınırlı sayıdaki bakterinin çoğalması ve/veya aktivitesini seçici olarak uyararak konağı olumlu etkileyen ve dolayısıyla konağın sağlığını destekleyen sindirilmeyen besin bileşeni” olarak tanımlamıştır.

2004 yılında prebiyotik tanımı güncellendi ve üçkriter eklendi: 1) Mide asitliğine, memeli enzimlerine ve gastrointestinal emilime direnç 2) İntestinal mikrobiyota tarafından fermente edilebilme 3) Sağlıklı ve iyi olma haliyle ilintili bağırsak bakterilerinin çoğalmasını ve/veya aktivitesini seçici olarak uyarma.

2008 yılında Gıda-TarımÖrgütü (FAO) ve Birleşmiş Milletler (BM) prebiyotik tanımını güncellemek için bir teknik toplantı düzenlemiştir. Prebiyotikler “Konak üzerinde mikrobiyotanın modülasyonuyla ilintili bir sağlık yararı kanıtlanmış, canlı olmayan bir besin bileşeni” olarak yeniden tanımlanmıştır. Burada seçici fermentasyon bir kriter olarak alınmamıştır. Gibson et al. iki yıl sonar diyetle alınan prebiyotikleri “Gastrointestinal mikrobiyotanın bileşiminde ve/veya aktivitesinde spesifik değişikliklerle sonuçlanan dolayısıyla konağın sağlığı üzerinde kanıtlanmış yarar sağlayan seçici olarak fermente edilen bir ingrediyen” olarak tanımlamıştır. Güncellenmiş tanım bir ya da sınırlı sayıda bakteriden mikrobiyotada spesifik değişikliklere ve konum olarak kolondan tüm gastrointestinal sisteme doğru genişlemiştir.

2015 yılında Bindels et al. prebiyotikleri “Bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından metabolize edilmesi aracılığıyla bağırsak mikrobiyotasının bileşimini ve/veya aktivitesini module eden, dolayısıyla konak üzerinde yararlı bir fizyolojik etkisi kanıtlanmış, sindirilmeyen bir bileşen” olarak tanımlamıştır. Bu tanım prebiyotiklerin bağırsak mikrobiyotası ile etkileşimini sınırlamıştır (vajina ve deri gibi bağırsak dışı bölgeleri dışında bırakmıştır) ve seçici fermentasyon gereksinimini kaldırmıştır. Bu tanım prebiyotiklerin mikrobiyota üzerindeki işlevsel etkilerini vurgulamaktadır.

2017 yılında Gibson et al. prebiyotikleri “Bir prebiyotik konaktaki mikroorganizmalar tarafından seçici olarak kullanılan ve kanıtlanmış sağlık yararı sağlayan bir madde” olarak yeniden tanımlamıştır.

PrebiyotiklerinBesinselKaynakları

Prebiyotikten zengin çiğ doğal besinler arasında hindibakökü (%65), yerelması (%32), arpa (%22), sarımsak (%18), soğan (%10), enginar (%7), arpa kepeği/tahıllar (%7), buğday kepeği (%5), kuşkonmaz (%4) bulunmaktadır. Meyveler, sebzeler, tahıllar ve diğer yenebilir bitkiler potansiyel prebiyotikleri oluşturan karbonhidratların kaynağıdır. Prebiyotiklerin diğer besinsel kaynakları arasında; enginar, muz, kuşkonmaz, çekirdeksiz etli meyveler, sarımsak, soğan, hindiba, yeşil sebzeler, kurubaklagiller, yulaf, keten tohumu, arpa ve buğday sayılabilir.

Prebiyotik Seçim Kriterleri                                                                                                                                                         

Prebiyotik seçim kriterleri şu şekilde özetlenebilir:

  1. Gastrointestinal sistemin üst segmentlerinde sindirime direnç
  2. Barsak mikrobiyotası tarafından fermentasyon
  3. Konağın sağlığı üzerinde yararlı etki
  4. Probiyotiklerin çoğalmasını seçici olarak uyarma
  5. Çeşitli besin işleme koşullarında stabilite

Prebiyotiklerin Özellikleri

Tanımlanan prebiyotiklerin çoğunluğu insane ve hayvan diyetlerinde doğal olarak bulunan, çeşitli moleküler yapılara sahip karbonhidratlardır. Potansiyel prebiyotiklerin fizyolojik özellikleri konağın sağlığı üzerindeki yararlı etkilerini belirler. Prebiyotikler bu özelliklerine gore şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Sindirilmezler (ya da sadece kısmen sindirilirler).
  • İncebağırsakta emilmezler.
  • Ağız boşluğundaki bakteriler tarafından çok az fermente edilirler.
  • Yararlıbağırsak bakterileri tarafından çok iyi fermente edilirler.
  • Barsaktaki potansiyel patojenler tarafından çok az fermente edilirler.

PrebiyotiklerinEtkiMekanizması

  • Prebiyotik karbonhidratların fermentasyonu sırasında kolonositlerdeki KZYA’nin artmış ekspresyonu ya da bileşimindeki değişim,
  • Fekal ağırlıkta artma ve luminal kolon pH’sında hafif bir azalma,
  • Daha asidik bir pH ve bağırsak florasının, özellikle karbonhidratları fermente eden bakterilerin çoğalması yönünde modülasyonu,
  • Pütrefaktif, toksik, mutajenik ya da genotoksik maddelerin ve bakteriyal metabolit konsantrasyonunda azalma,
  • Sekonder safra asitlerinin ve kanser uyarıcı enzimlerde azalma,
  • Bifidobacteria ve Lactobacilli (oligosakkaritlerle artan) düşük beta-glukronidaz ve nitroredüktaz aktivitesi gösterme,
  • Azotlu son ürünlerde ve indirgeyici enzimlerde azalma,
  • Bütirik asit üretimi aracılığıyla bağırsak epitelinin (örneğin pro-apoptotik potansiyeli aracılığıyla) rejenerasyonunu uyarma,
  • Mineral emilimiyle ilişkili bağlayıcı proteinlerin ya da aktif taşıyıcıların ekspresyonunda artma,
  • Artmış immünite ve müsin üretiminin modülasyonu.

KısaZincirliYağAsitleri                                                                                                                                                                   

KZYA  içinde bütirat kolonositler ve enterositler için anahtar enerji kaynağıdır. Propiyonat da intestinal glikoneogenez aracılığıyla yerel olarak glikoza dönüştürülerek ya da portal vene difüze olarak hepatic glikoneogenez için bir substrat olarak kullanılabilir. KZYA’nin %90-99’u bağırsaktan emilir ya da mikrobiyota tarafından kullanılır. Ancak az miktarda KZYA, temelde propiyonat ve asetat peripheral dolaşımda bulunur. Asetat dolaşımda en fazla bulunan KZYA’dır ve kan-beyin bariyerini geçtiği gösterilmiştir. KZYA gastrointestinal epitelyal hücre bütünlüğü, glikoz homeostazı, lipit metabolizması, iştah regülasyonu ve immune işlevi etkiler. Olumlu etkileri aşağıda özetlenmiştir:

  • Bağırsak pH’sını düşürür, bu ortamda mineral, özellikle de kalsiyum emilimi daha iyi olur. Bu da osteoporoz riskini azaltarak olumlu etki gösterir.
  • Mikroflorayı ve kolonikpH’ı değiştirerek NH3 üretimini inhibe ettiği gibi emilimini de azaltırlar. Asit ortamda yararlı mikroorganizmalar çoğalabilirken, patojen mikroorganizmalar çoğalamaz.
  • Bifibacterium, Lactobacillusve Eubacterium türlerinin yani probiyotik bakterilerin stimülasyonunu sağlarlar.
  • Patojen bakterilerin (Clostridium ve Bacteroides) inhibisyonunu sağlarlar.
  • Sindirilemediklerinden besin değerleri azdır ve glisemik değillerdir. Bu yüzden diyabetliler tarafından da kullanılabilirler.
  • Kısa zincirli yağ asitlerinin her birinin (propiyonat, asetat ve bütirat) ayrı işlevleri vardır.
    • Propiyonik asit, hepatik yağ asidi sentezini inhibe ederek serum LDL-kolesterol düzeylerini düşürür.
    • Asetat kuvvetli bir asit olduğundan bağırsak pH’sını düşürür.
    • Bütirat ise kolon hücrelerinin yakıtıdır, kanserli hücrelerin çoğalmasını baskılayarak kolon karsinogenezini etkiler.