Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz? Kaç yılında, nerede doğdunuz? Eğitim gördüğünüz okullar nelerdi?

1970 yılında Ankara’da doğdum. Okul hayatım hep Ankara’da geçti. Bütün çocukluğum,gençliğim  öyle diyebilirim.Ankara Kurtuluş İlkokul,Ortaokul ve Lisesi’ni tamamladım.Okullar biter bitmez zaten üniversite tercihlerini yapıp Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi; aslında o zamanki adı Sağlık Teknolojisi Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik bölümüne doğrudan hiç ara vermeden başladım.

Neden Beslenme ve Diyetetik bölümünü seçtiniz?

Ben 1987 yılında üniversiteye başladım. Dolayısıyla o yıllarda internetin bu kadar yaygın olduğu ya da bizim çok bilinçli olduğumuz dönemler değildi. Bir gün annemin arkadaşının kızının Beslenme ve Diyetetik bölümü mezunu olduğunu, hatta rahmetli Prof. Dr. Ayşe BAYSAL hocamın adını telaffuz ettiğini, bir kadın için çok güzel bir meslek olduğunu söylediğini duydum. Aslında mesleği tam tanımadan; ancak çok başarılı ve çok keyifli bir meslek olduğunu duyarak tercih sıralamalarım arasına Beslenme ve Diyetetik bölümünü ekledim.

Türkiye’de mesleğiniz ile ilgili en büyük eksiklik sizce nedir ve neler yapılabilir?

Mesleğimdeki branşlaşmanın çok fazla olması, çok daha detaylandırılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta şöyle bir örnek verebilirim; tıp fakültelerinde dahiliye üzerine nefroloji ihtisası yapılır, yani insanlar 6 yıl tıp okuyup üzerine dahiliye bölümü için 4-5 yıl okuyor ve hatta onun üzerine tekrar nefroloji bölümünde ihtisas yapıyorlar. Demek ki bu basit bir şey değil. Açıkçası Beslenme ve Diyetetik çok geniş bir alana sahip. Bu kadar geniş bir alana sahip ise böyle bir alan içerisinde, belki biz her şeyi bilmek zorunda olabiliriz, ancak bu kadar çok şeyi bilirken de tabi ki çok detaylandırmamız gerekiyor. Bu yüzden de şimdiden çok detaylı meslek grupları edinilmesi, branşlaşmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Gerçi bizde başladı. Obezite diyetisyenliği, nefroloji diyetisyenliği, renal diyetisyenlik şeklinde. Ancak bu konularda bunların biraz daha detaylandırılması gerektiğini düşünüyorum.

Halkın diyetisyene bakış açısı hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu konuda artık bir ikilem olduğunu düşünüyorum. Bir ara mesleğimizin biraz daha nötr bir noktadan biraz aşağı doğru kaydığını düşünürken, şu anda o nötr çizgi içerisinde ikilem yaratıldığını düşünüyorum. Maalesef her geçen gün Beslenme ve Diyetetik bölümlerinin artmış olması, alanında yetiştirilen elemanın, akademik personelin azlığına bağlı olarak mezunlarımızın bilgi birikimlerinin birbirinden biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum. Aslında mesleğimiz çok daha iyi anlatılabilecekken bazen yanlış bilgiler verilebiliyor. Dolayısıyla da halkın bu konuda kafası karışmış durumda. Hakikaten diyetisyen iyi midir, kötü müdür ya da kim diyetisyendir? Akıllarda bu tür sorular olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de beslenme ile ilgili hangi araştırmalar yapılmalı?

Yapılmalı mı bilmiyorum ama bu sorunun cevabında şöyle söylemek isterim: Çok değerli araştırmalar yapılıyor. Ancak bunlar hep test çalışmaları, küçük araştırmalar şeklinde kalıyor. Beslenme konusunda her ne araştırma yapacaksak bir defa bunların uzunlamasına takipli çalışmalar olması gerekir. Bu yüzden de daha multidisipliner çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Yani konu başlığı olarak illa şu konu çalışılmalı dediğim bir konu yok. Çünkü hakikaten Türkiye’de yapılması gereken çok güzel ve çok önemli araştırmalar var. Bu konuda Türkiye’ye özgü beslenme rehberleri, Türkiye’ye özgü sağlık araştırması ve çalışmaları mevcut. Ancak bunun gibi bizlerin de kısa kısa, küçük küçük çalışmalar değil daha uzunlamasına daha detaylı çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Lisans veya yüksek lisansı yurtdışında yapmanın avantajları, dezavantajları var mıdır?

Tabi ki var. Her ikisi de çok önemli. Şöyle düşünüyorum; eğer kişi Türkiye sınırları içerisinde yaşıyorsa lisansını burada almış olması çok daha önemli. Dolayısıyla yüksek lisans, doktora ya da postdoktora sonrası bu eğitimleri yurtdışında almış olması çok güzel. Ancak şöyle bir fark var; bizim ülkemizde Beslenme ve Diyetetik olarak geçiyor bölümümüzün adı. Yurt dışına çıktığınızda Human Nutrition ya da Food Science bilimleri olarak ayrılıyor. Dolayısıyla da biz burada yine Human Nutrition ve Food Science bilimlerini birlikte veriyoruz. Aslında o gözle baktığımızda ya da yurt dışında bakıldığında bazı iki yıllık teknisyen yetiştiren birimler de var. O yüzden eğer hakikaten bu ülkede yaşayıp, bu ülkede Beslenme ve Diyetetik mezunu olarak diyetisyenlik ünvanıyla çalışacak arkadaşlarımız varsa lisanslarını özellikle burada tamamlamalarını, gerekirse bir lisans daha yurtdışında okuyabileceklerini ama bunu üzerine yüksek lisans, doktorayı orada yapıp orada ki çok değerli değişik bilgileri, değişik çalışma alanlarını, paylaşımları, bakış açılarını tekrar bizim ülkemize gelip çalışacaklarsa o zaman yansıtmalarının, buraya bilgi aktarmalarının ya da bilgi alışverişinde bulunmaları gerektiğinin daha iyi olacağını düşünüyorum.

Öğrencilere ileri meslek yaşamlarında yardımcı olabileceğini düşündüğünüz önerileriniz var mıdır?

Ben burada tek bir cümle söylemek istiyorum. Dün de 29 Ekim idi zaten Cumhuriyetimizin kuruluşunun en güzel bayramlarında biriydi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü söylemek istiyorum ve benim tüm meslektaşlarıma önerim bu olacak. “Hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak”. Çalışkan olmanın ve çalışmanın, mesleğinizi en ileri yere götüreceğine inanıyorum ve bir de girdiğim her derste şunu söylüyorum arkadaşlarıma: “Evet sizler burada öğrenci olabilirsiniz, liseden gelmiş olabilirsiniz ama şunu unutmayın burada meslek edinmek için varsınız. Öğrendiğiniz bilgileri not için değil, ileride bu mesleği taşımak, sürdürmek ve en iyisini yansıtmak için varsınız”. Benim önerilerim bunlar olacak. Buraya meslek edinmek için geldiklerini unutmamaları gerektiği.

Üniversitede en sevdiğiniz ders hangisiydi?

Belki buna çok tepki verilecek ama Biyokimyaydı.

Çalışma hayatınız boyunca birlikte çalışmaktan en zevk aldığınız meslektaşınız kim idi?

Öğrenciliğimde, asistanlığımda ve halen çalışmaktan çok keyif aldığım, benim için tabi ki de çok değerli hocalarım var. Ancak çalışırken kocaman bilgi okyanuslarına doğru kaydığımız, benim için çok çok da özel bir insan Prof. Dr. Sevil BAŞOĞLU. Onunla bilgi aktarımı yapmak, bilgi tartışması yapmak çok keyifli oluyor benim için.

Meslekte size ilham veren bir idolünüz var mı?

Tabi ki vazgeçilmez, mesleğimizin kurucu Prof. Dr. Ayşe BAYSAL. Gözümü açtığım günden beri hem örnek aldığım hem de desteğini gördüğüm yegane bir insandır benim için.

Mesleğe ilk hangi alanda başladınız?

Beslenme bilimleri ana bilim dalı bünyesi içerisinde besin kimyası ile başladım.

Bu ara hangi konu ile ilgileniyorsunuz?

Aslında bazen bizim okuma konularımızı ve çalışma konularımızı medyanın belirlediğini düşünüyorum. Bu ara gündemde biliyorsunuz probiyotikler var ve probiyotikler konusunda da çok bilgi kirliliği var. Özellikle fermente besinlerin ne kadar probiyotik olduğu konusunda çok büyük yanlışlar, yanlış bilgiler mevcut. Bu sıra bunlarla ilgileniyorum.

Yurtdışında eğitimini beğendiğiniz üniversiteler hangileri?

Bu konuda isim vermek istemiyorum. Çünkü gerek Avrupa’da gerek Amerika’da,gerekse Avusturya’da alanında çok güzel üniversiteler var. Az önce söylediğim gibi sporcu beslenmesi olabilir, Human Nutrition olabilir, Food Science olabilir. Aslında branşlara baktığımızda farklı ülkelerde bu alanları çok iyi veren hem hocalar, hem de üniversiteler olduğunu biliyorum. Direkt isim vermem çok da yeterli olmaz diye düşünüyorum.

Diyetisyen olmasaydınız hangi meslek grubunda olmak isterdiniz?

Çocuk doktoru olmayı isterdim.

Bize vakit ayırıp, sorularımızı cevapladığınız ve paylaşımda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.