1954 yılında Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde doğdum. Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak gittiğim Bursa Kız Lisesi’ni 1971 yılında pekiyi ile bitirdim. Ardından Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünü kazandım. 1976 yılında mezun olur olmaz, adı o zaman PTT Sanatoryum ve Hastanesi olan, şimdiki adıyla Fatih Sultan Mehmet Hastanesinde göreve başladım. İstanbul’a ilk gelen diyetisyenlerden biriydim. 450 yataklı PTT Hastanesinde tek başıma çalıştığım 13 yıl boyunca sorumluluklarım; hastane mutfağındaki işler, yatan hastaların konsültasyonları ve diyet polikliniği idi. Çalışma şartlarım yorucu ve zorlayıcıydı ama ben mutluydum.

1983 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde İç Hastalıkları Anabilim dalı, Beslenme bilim dalında doktora yapma hakkını elde eden ilk diyetisyen oldum. 1987 yılında Beslenme bilim dalında PhD ünvanını aldım. Beslenme ve Diyetetik alanından hiç hocanın olmadığı, tıp hekimlerinden ders aldığımız bu zorlu dönemde, çok değerli hocalarla tanışma fırsatım oldu. Danışman hocam Prof. Dr. A. Sevim Büyükdevrim, Türkiye’deki ilk diyabetologlardan birisi olunca, benim de alanım diyabet oldu. 1991-1996 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Diyabet Bilim Dalı’nda 5 yıl diyabet diyetisyeni olarak çalıştım. 2 Ekim 1996 üniversite dışından doçent oldum. Sınavımda sözel olarak beni Türkiye’nin ilk Diyabet Diyetisyeni olarak anmaları ile bana bu onuru veren başta Jüri Başkanı Prof. Dr. Perihan Arslan olmak üzere, jüri üyeleri saygıdeğer hocalarıma teşekkürü bir borç bilirim.

İstanbul üniversitesindeki görevimden ayrılarak 17 Ekim 1996’da Marmara Üniversitesi Hastanesi Diyet bölümünde diyetisyen olarak işe başladım. 1998 yılında emekli oldum ve Alpha Diyet Merkezi’ni kurdum ve hastalarımı orada kabul etmeye başladım. 20 Nisan 2000 yılında, Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesinde Doçentlik kadrosu ile Sağlık Eğitimi bölüm başkanı olarak akademik hayata adım attım. 17 Ocak 2002 tarihinde Profesör ünvanını almaya hak kazandım. Sanıyorum, 20 yıl devlet hastanelerinde diyetisyen olarak çalışan ve sadece son 1,5 yıl akademisyenlik yaparak, Beslenme ve Diyetetik camiasında Profesör ünvanını alan ilk kişiyim.

9 yıl Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi’nde çalıştım. İstanbul Bilim Üniversitesi’ne geçerek 3 yıl çalıştıktan sonra, kuruluş çalışmalarına da katkı verdiğim Okan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde göreve başladım. 2015’ten bu yana bölüm başkanlığı görevini yürütüyorum. Okan Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim elemanlarıyla birlikte büyük emek vererek mezun ettiğimiz 100’ü aşkın diyetisyenin başarılarını gururla izlemekten büyük keyif alıyoruz.

38 yıldır Ahmet Rıdvan Alphan ile evliyim. Ilgın Ece Alphan adında İç Mimarlık son sınıfında olan bir kızım var. Ayrıca 3 yıldır Mustafa Sağyaşar Kız Kulesi Korosunun üyesiyim. 2008-2010 tarihleri arasında TDD İstanbul Şube Başkanlığını yürüttüm.

  1. Beslenme ve Diyetetik Bölümünü seçme nedeniniz ne idi?

Aslında tıp ya da kimya bölümünde okumak istiyordum. Fakat puanım tutmadığı için Hacettepe üniversitesinin o zamanki adıyla, Ev Ekonomisi Yüksekokulu Çocuk Gelişimi bölümüne girmek istedim. Kaydımı yapan sekreter bana Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü önerdi. Sekreterin “bu meslek çok yeni fakat, geleceği çok parlak” demesinden dolayı Beslenme ve Diyetetik Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Daha sonraları bölümümüzün tıbbı, biyolojiyi, kimya vb. pek çok disiplini içerdiğini fark ettiğimde mesleğimi çok sevdim. “Ne olursan ol, mesleğinin en iyisi ol” sözünden hareketle her zaman mesleğimin en iyisi olmak için çaba sarf ettim.

  1. Türkiye’de mesleğimizle ilgili en büyük eksik sizce nedir ve neler yapılabilir?

Tespit ettiğim en büyük eksiklik eğitim alanında… Türkiye’de kısa sürede çok fazla açılan Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinin sayısının 90’ı geçtiğini esefle izliyorum. Bugün bu kadar çok bölümün varlığı, öğretim elemanı yetersizliğini ortaya koyuyor. Diyetisyen adaylarımızın neredeyse hiç diyetisyen akademisyen göremeden mezun olmaları, bilgi eksikliğine yol açıyor. Eksik bilgi ise en tehlikeli bilgidir ve son yıllarda kanıta dayalı olmayan beslenme ile ilgili söylemlerin artmasını bu bilgi eksikliğine bağlıyorum. Eksiklerimizin bir diğeri öğrencilerin stajları için hastanelerin yeterli olmaması. Eğitimin akredite edilmesi gerektiği ve diyetisyen olarak mezun olanların bu akreditasyon sınavını başardıkları takdirde çalışmalarına izin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

  1. Halkın diyetisyene bakış açısı hakkında neler düşünüyorsunuz?

Son yıllarda diyetisyen dışındaki insanların yazılı ve görsel medyada beslenme ile ilgili yanlış beyanlarla, halkın kafasının karıştığını ve bu kafa karışıklığının da diyetisyenlere yönelik güven duygusunu zedelediğini düşünüyorum. Halkı, yanlış olan bu beslenme beyanlarının doğrularına inandırmak için daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyoruz.

  1. Türkiye’de beslenmeyle ilgili hangi araştırmalar yapılmalı?

Son yıllarda yapılan çalışmaların çoğu anket çalışmaları.. Uygulamaya yönelik, son yıllarda kullanımı çok artan bitkisel destek ürünlerinin, çeşitli besinlerin ve diyetlerin etkilerini belirlemek amacıyla yapılacak klinik çalışmalara veya beslenme tedavisinde çok önemli yeri olan beslenmede davranış değişikliğine yönelik çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

  1. Lisans veya yüksek lisansı yurtdışında yapmanın avantaj ve dezavantajları var mı?

Yurt dışındaki yabancı üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinin müfredatları ülkemizdeki bölümlerin müfredatlarına benzer olsa da, bizim üniversitelerimizdeki akademik personel eksikliğinin ders içeriğinin boşaltılmasına neden olduğunu düşünüyorum. Ayrıca alanı dışındaki bir dersi vermek zorunda bırakılan öğretmenlerin eğitimle ilgili bir kaygı taşımadıkları da buna eklenirse, müfredat ne olursa olsun, eğitimde yetersizlik ortaya çıkacaktır. Yetersiz Öğretim elemanı nedeniyle branşlarla ilgili spesifik yüksek lisans programları ülkemizde açılamıyor iken, yurt dışındaki lisans üstü programların branşlaşma anlamında çok daha fazla yapılandırılmış olduğunu kabul etmek gerekiyor.

  1. Öğrencilere ilerideki meslek yaşamlarına yardımcı olabileceğinizi düşündüğünüz önerileriniz var mı?

İnternette yayınlanan yanlış, eksik ya da kirli bilgilere değil, bilimsel yayınlar ve kitaplardaki kanıta dayalı bilgileri takip edin. Popüler olma uğruna yanlışa düşmeyin, hatalı popüler beslenme beyanlarından uzak durun. Rehberiniz bilim olsun. Yabancı yayınları takip edebilmek için İngilizce öğrenin. Etik değerlere inanın ve hayatınız boyunca etik davranmaya devam edin. Hastalarınızın mahremiyetine özen gösterin. İletişim becerinizi geliştirin. Mesleğinizi sevin ve kendinize inanın. Sizin mesleğinizi yapmaya çalışan diyetisyen dışındaki insanlardan sizi farklı kılacak olan tek şey, mesleki bilginiz ve bilime olan bağlılığınızdır. Mesleki derneğiniz Türkiye Diyetisyenler Derneğini eleştirmek yerine ona sahip çıkın, destek verin. Unutmayın birlikten güç doğar. Ayrışmak parçalanma ve yenilgi getirir.

TEK CEVAPLIK SORULAR

Üniversitede en sevdiğiniz ders hangisiydi?

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları dersi (aslında pediatride ilerlemek isterdim)

Çalışma hayatınız boyunca birlikte çalışmaktan en zevk aldığınız meslektaşınız kimdi?

Marmara Üniversitesi Hastanesi, Dyt. Seval Eraydın

Meslekte size ilham veren bir idolünüz var mı?

Prof. Dr. Ayşe Baysal

Mesleğe hangi alanda başladınız?

PTT Hastanesinde tek diyetisyen olmam nedeniyle klinik, poliklinik ve toplu beslenme sistemleri şeklinde her alanda.

Bu ara hangi konu ile uğraşıyorsunuz?

Diyabet, tatlandırıcılar ve obezite, metabolik sendrom vb. hastalıklar..

Yurt dışında eğitimini beğendiğiniz üniversiteler hangileri?

Harvard T.H. Chan- School of Public Health, University of Chester- Department of clinical sciences and nutrition

Diyetisyen olmasaydınız hangi meslek grubunda olmak isterdiniz?

Tıp Hekimi veya Kimya Mühendisi.