1. Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz? Kaç yılında, nerede doğdunuz? Eğitim gördüğünüz okullar nelerdi?

02.09.1964 tarihinde Rize’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara Bahçelievler İlkokulu ve Bahçelievler Ortaokulu’nda tamamladım. Yine aynı semtteki Cumhuriyet Lisesinden 1981 yılında mezun oldum. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 1986 yılında dönem birincisi olarak mezun olup, hiç ara vermeden aynı yıl H.Ü Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Yüksek Lisans eğitimine başladım. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladım. 1994 yılında Yardımcı Doçent, 1997 yılında Doçent ve 2007 yılında ise Profesörlük unvanı ile aynı bölümde eğitim ve araştırma faaliyetlerimi sürdürdüm. Bununla birlikte gerek Üniversitemiz gerekse Bölümümüzde birçok idari görev yürüttüm.

  1. Neden Beslenme ve Diyetetik bölümünü seçtiniz?

İnsan sağlığı ile ilgilenen bir bölüm ve bilim alanı olduğu için Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü tercih ettim.

  1. Türkiye’de mesleğiniz ile ilgili en büyük eksiklik sizce nedir ve neler yapılabilir?

Benim mezun olduğum yıllarda en önemli eksiklik mesleğimizin tanınmamış ve tam olarak bilinmeyen bir meslek olmasıydı. Artık “ Diyetisyenlik” mesleği tanınan ve çok tercih edilen bir meslek olmuştur. Mesleğimizin şu an altın çağını yaşadığı düşüncesindeyim. Ancak, şimdilerde mesleğimiz açısından en büyük eksiklik; çok sayıda Üniversitede bölümümüzün açılması ve açılıyor olmasına rağmen, burada eğitim verecek sayıda yetişmiş alanımızdan hocanın bulunmamasıdır. Mezun meslektaşlarımızın sayısının artması sevindirici bir durum olmakla birlikte, en büyük endişem yeni açılan çoğu bölümdeki hocaların alandan olmayan kişiler olması nedeniyle, mezunların yeterli mesleki donanıma sahip olamamasıdır. Burada derneğimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Yurtdışı örneklerinde olduğu gibi, mesleki eğitimin mezuniyet sonrasında da devam etmesi ve Derneğimizin kurs ve sertifika programlarına katılan diyetisyenleri kredilendirilmesi ve bu durumun kamuda işe alımlarda tercih edilme sebebi olmasıdır. Yine TDD kanalı ile Bölümlerimizin Akredite olması sağlanmalıdır. Bu bağlamda TDD’nin başta T.C Sağlık Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurulu olmak üzere gerekli birimler ile iletişime geçilerek, yasal zeminin oluşturulması, mesleğimizin gelişmesi açısından gelecekteki dileğimdir.

  1. Halkın diyetisyene bakış açısı hakkında neler düşünüyorsunuz?

Günümüzde toplum tarafından mesleğimizin eskiye kısayla daha iyi tanındığını düşünüyorum. Ayrıca, gençler tarafından da daha fazla tercih edilen bir meslek olmuştur.

  1. Türkiye’de beslenme ile ilgili hangi araştırmalar yapılmalı?

Bildiği üzere “Bilim İnsan İçin Yapılır”. Ülkemizde halihazırda beslenme ile ilgili olarak farklı alanlarda gerçekleştirilen, çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Bence önemli olan ve eksikliğimiz; bu çalışmalardan elde edilen sonuçların insan sağlığının korunması, geliştirilmesi ve hastalıkların tedavisine yönelik olarak pratiğe aktarılamamasıdır.

  1. Lisans veya yüksek lisansı yurtdışında yapmanın avantajları, dezavantajları var mıdır?

Bence yurtdışı eğitim; lisans düzeyinde değil, yüksek lisans düzeyinde yapılmalıdır. Temel mesleki bilgi edinildikten sonra, yüksek lisansın yurt dışında yapılması farklı bir vizyon elde etmek açısından önemlidir. Yurtdışında edinilen bilgi ve donanımın avantaja çevrilmesinde, gidilen yerin ve kişisel faktörlerin önemli olduğunu düşünüyorum.

  1. Öğrencilere ileri meslek yaşamlarında yardımcı olabileceğini düşündüğünüz önerileriniz var mıdır?

Mesleki bilgilerini güncel tutmalarını, kanıta dayalı bilimsel çalışmaları takip etmelerini ve uygulamaya geçirmelerini tavsiye ederim. Ayrıca, hangi alanda olursa olsun interdisipliner/multidisipliner çalışma ilkelerini benimseyerek, kural ve etik değerlerden ayrılmadan çalışma yaşamlarını sürdürmelerini öneririm.

  1. Üniversitede en sevdiğiniz ders hangisiydi?

Özel bir tercihim olmadı ancak, mesleki bilgileri veren dersler her zaman ilgili çekmiştir.

  1. Çalışma hayatınız boyunca birlikte çalışmaktan en zevk aldığınız meslektaşınız kim idi?

30 yıllık çalışma hayatımda gerek meslektaş gerekse farklı meslek grubundan birçok insanla çalıştım. En zevk aldığım bir isim söyleyemem. Bir işi severek yaptığınızda, işinize odaklandığınızda, kişilerin fazlaca bir öneminin olmadığını düşünüyorum. Ancak, bilgisiz ve uyumsuz kişilerin sizin de motivasyonunuzu bozabileceği bir gerçek!!

  1. Meslekte size ilham veren bir idolünüz var mı?

Prof. Dr. Ayşe Baysal

  1. Mesleğe ilk hangi alanda başladınız?

Mesleki yaşamıma ilk olarak değerli hocamız Prof. Dr. Ayşe Baysal’ın “Beslenme İlkeleri” dersini asiste ederek başladım. Aynı dönemde, “Toplum Beslenmesi ve Beslenme Hastalıklarının Epidemiyolojisi” dersinin de asistanlığını Yardımcı Doçent oluncaya kadar yürüttüm. Baysal hocamızın Hacettepe’den emekliliği sonrasında Beslenme İlkeleri dersinin sorumlu hocası olarak dersi yürüttüm. Yine “Yaşlı Beslenmesi” konusuna Prof. Dr. Ayşe Baysal hocamızla adım attım ve halen ilgi alanım olarak bu konuda çalışıyorum. Ayrıca halen Toplum Beslenmesi dersinin sorumlu hocasıyım ve Bölüme girdiğim günden bu yana Toplum sağlığı stajlarının danışmanlığını, son yıllarda ise koordinatörlüğünü yürütmekteyim.

  1. Bu ara hangi konu ile ilgileniyorsunuz?

Genel olarak Yaşlı Beslenmesi, detay olarak Diyetin Total Antioksidan Kapasitesi.

  1. Yurtdışında eğitimini beğendiğiniz üniversiteler hangileri?

Gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da en iyi kabul edilen birçok Üniversite var. Bence burada önemli olan; lisans eğitimini yurtiçinde tamamladıktan sonra, çalışılacak alan ile ilgili olarak yurtdışında doğru birimi seçebilmek ve lisansüstü eğitimi gerçekleştirmektir.

  1. Diyetisyen olmasaydınız hangi meslek grubunda olmak isterdiniz?

Keman veya piyano çalabilen bir sanatçı olmayı isterdim.

Bize vakit ayırıp, sorularımızı cevapladığınız ve paylaşımda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.