ŞARBON (ANTHRAX) HASTALIĞI VE KORUNMA

Uzm.Dyt.Burcu Ateş Özcan

Okan Üniversitesi-Beslenme ve Diyetetik Bölümü

Şarbon direkt ya da indirekt olarak hayvanlardan ve/veya hayvansal kaynaklı ürünlerden insanları etkileyen; gram pozitif, çubuk şeklindeki bacillusanthracis bakterisinden kaynaklanan bir hastalıktır. İnsandan insan geçmediği düşünülmektedir ancak akıntılı deri lezyonu görülen kutanöz şarbon vakalarında insandan insana bulaşma olduğu daha önceden rapor edilmiştir. Son derece bulaşıcı ve ölümcül olması sebebi ileciddi bir halk sağlığı sorunu olan şarbonun erken teşhis edildiği ve uygun antibiyotik kullanıldığı taktirde tedavi edilebilmesinin yanı sıra eğitim, düzenli enfeksiyontakibi ve denetimler ile şarbon kontrol altında tutulabilmektedir.

Şarbon Tarihi

İnsanlık tarihi ile uzun ilişkisi olan şarbon M.Ö. 1190-1491’de Avrupa, M.Ö. 3000’de Çin tarafından bilinmekte olup Yunan, Roman ve Hint toplumlarının ilk literatürlerinde tanımlanmıştır. Şarbon ismi Yunanca kömür anlamına gelen “anthrakis” kelimesinden elde edilmiştir. Bu isimle anılmasının sebebi şarbonun kutanöz formunda kömür rengi deri lezyonları görülmesidir. Şarbon ile ilgili çalışmalar özellikle 19 yy’da hız kazanmış olup, 1876’da Robert Koch tarafından şarbonun etiyolojik ajanının bacilliusantracis olduğunu bulunmuştur. Dünyanın en büyük şarbon vakası 1979-1980 yılları arasında Zimbabve’de meydana gelmiştir. Bu tarihlerde iç savaş içinde olan Zimbabve’de savaş öncesi şarbon endemik olup sadece birkaç şarbon vakası görülmüştür. Ancak savaş sebebi ile besin eksikliği yaşanması sonucu insanlar şarbon bulaşmış etleri tüketmek zorunda kalmışlardır. Bu durum 182 kişinin şarbondan ölmesi, 942’den fazla deri şarbonu vakası görülmesine sebep olmuştur.

Şarbon Etiyolojisi ve İnsidansı

Esasen koyun, keçi, sığır gibi ot yiyen hayvanların hastalığı olan şarbon,bacillusanthracis bakterisi tarafından gelişir ve insanlara enfekte hayvanlardan direkt ve/veya indirekt olarak bulaşır.

Bacillusanthracis sporları pratikte kullanılan dezenfektanlara karşı dirençli olup sporları 1400C’de 30 dakikada, 1800C’de ise 2 dakikada inaktif olurken yüksek konsantrasyonlardaformaldehid, gluteraldehid, hidrojen peroksid ve perasetik asit kullanıldığında da etkili sonuç gözlenir.

Endemik bölgelerde sinekler, büyük salgın oluşmasında önemli rol oynar. Enfeksiyon döngüsünü pH, sıcaklık, su aktivitesi ve katyon düzeyleri gibi sporlanma ve çimlenmeye etki eden faktörler, otlama, konağın sağlık durumu, böcek popülasyonu ve insan aktiviteleri gibi mevsim ile ilişkili faktörler etkilemektedir.

Şarbon insanlara, sporların solunması, sporlarla kontamine olan içme suyu ya da besinlerin tüketilmesi, şarbonlu hayvanların kesilmesi ve yüzülmesi işlemleri sırasında hayvanla (kıl, toynak, organ, deri vb.) direkt temasta bulunulması, bu hayvanların etlerinin tüketilmesi yoluyla bulaşır. Şarbonlu hayvanlar genellikle ölmeden önce enfekte olan mikroorganizmaları sütlerine aktarmazlar. Bu sebeple şarbonun süt tüketimi ile bulaşma riski düşüktür. Ancak bazı vakalarda şarbonun vejetatif formlarının süte aktarıldığı görülmüştür. Bu tip durumlarda pastörizasyon ve UHT (Ultra High Temperature) gibi uygun sterilizasyon yöntemlerinin kullanılması ile sporlar hızlı bir şekilde öldürülebilir.

İnsanlarda oluşan şarbonun dört farklı formu vardır.

  • Kutanöz şarbon: sporların vücuda deri aracılığı ile girmesi sonucu oluşan bu form enfeksiyon noktasında siyah kabukla çevrili olan ağrısız bir ülser gelişimi ile karakterizedir. Kutanöz şarbon, rapor edilen insan şarbon vakalarının yaklaşık %95’ini oluşturmakta olup aerosol atağı sonucu da gelişebilir.
  • Gastrointestinal şarbon: bireyler çiğ ya da az pişmiş şarbon enfekte hayvan eti tükettikleri zaman gastrointestinal şarbon gelişmektedir. İlk temas ile şarbon sporları üst gastrointestinal yol (boğaz ve ösefagus), mide ve bağırsaklara etki edebilir. Şarbonlu et tüketimini takiben 1 ile 7 gün içinde enfeksiyon gelişmektedir ve tedavi edilmediği takdirde mortalite oranı %50 olup uygun tedavi edildiğinde hastaların %60’ı hayatta kalmaktadır.
  • İnhalasyonel şarbon: şarbon sporlarının solunması ile oluşur. Erken dönem belirsiz semptomlarda ateş, titreme, yorgunluk ve keyifsizlik yer alırken bazı vakallarda belirsiz öksürük ve orta şiddette göğüs ağrısı tanımlanmıştır. Ancak ilerleyen evrede akut şiddetli solunum sıkıntısı, taşikardi, siyanöz, diyaforez ve stridor görülürken bu semptomları takiben bir ya da iki gün sonrasında ölümcül sepsis ve şok gelişmektedir.
  • Enjeksiyon ilişkili şarbon:B.anthracis’insubkutanenjeksiyon sonucu gelişen enjensiyonel şarbon genel olarak kontamine eroini enjekte eden uyuşturucu kullanıcılarının rapor edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.Şarbonun bu tipininson yıllardaİngiltere, Norveç, İskoçya ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerindegörüldüğü bilinmektedir. Şarbonun Afganistan, İran gibi enzootik olduğu bölgelerden transfer edilmesi ile eroin maddesinin kontamine olduğu düşünülmektedir. Enjeksiyonel şarbonun biyosilah olarak kullanıldığı da düşünülmektedir.

Anthrax bakterisinin iç organlara yerleşmesi sonucu gelişen ağır klinik tablo şarbon sepsisi olarak geçer. Sepsis durumu deri şarbonunda nadir görülür ancak inhalasyonel ve gastrointestinal şarbon tipleri daha sıktır. Şarbon sepsisi başlangıçta bulgu vermeyen hafif şiddette görülürken ileri evresinde ani ateş yükselmesi, toksemi ve şok; akabinde şuur bulanıklığı, siyanoz, dispne ve koma sonucu en son evre ölüm ile sonuçlanır.

Şarbon vakaları ülkemizde ve dünyada zamanla azalmakta olup Orta ve Güney Amerika, Sahra altı Afrika, orta ve güneybatı Asya, güney ve doğu Avrupa ve Karayipler’in tarım bölgelerinde yaygın olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde nadir olarak görülse de geçmişte sığır ya da geyik gibi yabani ve evcil otlak hayvanlarında sporadik salgınlar şeklinde vakalar görülmüştür. Şarbon hastalığı gelişmekte olan ve özellikle hayvanları şarbona karşı rutin olarak aşılayan veteriner halk sağlığı programı bulunmayan ülkelerde daha yaygın olduğu saptanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre şarbon vakası görülmesi yıllık 2000-20000 arası değişmektedir. İnsidansı maruz kalınan hayvan sayısına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Türkiye’de iseşarbon prevelansı zamanla azalmış olmakla birlikte hala endemik bir hastalık olup, olguların tarımsal kaynaklı olduğu görülmektedir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde vakaların yaygın görülmesinin yanı sıra vaka sayısı 2009 yılında 148’e, 2010 yılında 93’e indiği saptanmıştır. 2018 yılı Türkiye için şarbon vakasının 80’i geçtiği bilinmektedir.

 

Şarbon Tanı ve Tedavisi

 

İnsan ve hayvan hayatının kurtarılabilmesi adına, diğer salgınlarda olduğu gibi şarbon hastalığında da erken tanı ve tedavi oldukça önemlidir.

Şarbon tanısında, hayvanlarda olduğu gibi, gram boyaması, Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) analizi, gümüşlü boyalar, immünohistolojik yöntemler ve B. Anthracis kültür yöntemleri kullanılabilir. Hastalığın formuna bağlı olarak kan, deri lezyonuna ait sıvı, lenf nodülleri ve/veya dalaktan alınan aspiratlar, asit sıvısı, solunum sekresyonu, plevral sıvı, menenjit durumundaserebrospinal sıvı, kusma ve feçes gibi çeşitli klinik örnekler toplanabilir.

Hastalığın geç döneminde antikorlar oluşur. Retrospektif tanılar için sadece ELISA testi vb.serolojik testler uygundur. Hem akut hem de iyileşmiş serum örnekleri alınmalıdır. Ancak bu gibi durumlar için spesifik antijen kullanımının maliyeti pahalıdır.

Şarbon tedavisinde,tanı doğrultusunda, antibiyotik kullanımıhayati önem taşır.Şarbon tedavisinde ilk akla gelen özellikle penicilin tedavisidir. Ancak biyoterör olayları için kullanılan şarbon suşlarının penisiline duyarlılığı azalmış olabilir ve birden fazla antibiyotiğe dirençli hale gelebilir. B.anthracis bakterisi penisilin dışında tetrasiklin, eritromisin, streptomisin, florokinolon ve sefazolin, kloramfenikol ve diğer ilk nesil sefalosporinler gibi çeşitli antibiyotiklere de duyarlıdır.

Başlangıç dönemindeki inhalasyonel şarbonun bulguları grip benzeri olduğu için ayrımını yapmak oldukça zordur. Bu gibi durumlarda şarbon hastalığı netleşene kadar 2-3 günlük ampirik antibiyotik tedavisi önerilir. Sistemik şarbon vakasında ise agresif antibiyotik tedavisi intravasküler yoldan verilir. Hastaya yoğun bakım desteği, gerekli olduğu durumlarda entübasyon, trakeostomi veya solunum desteği sağlanmalıdır. Şarbon menejiti gelişmiş vakalarda serebral ödem ve artan kafa içi basıncın azaltılmasında, ödem toksini ve inflamasyon durumlarında steroidlerin kullanımı uygun görülmektedir.

Şarbon ve Biyoterorizm

Elde edilmesi kolay olması ve daha ucuz olmasının yanı sıra geniş çapta panik ve fiziksel hasar oluşturması sebebi ile şarbon biyoterörizm için cazip bir silah haline dönüşmüştür. Sporlarının uzun süre doğal koşullara dirençli olması ve uzun yıllar doğada yaşayabilmesi, vücuda alındığı taktirde ağır hasarlar verebilmesi hatta ölümle sonuçlanması sebebi ile bacilliusanthracis etkili bir biyosilah konumundadır. Özellikle biyoterör olaylarında kullanılan şarbon suşlarının antiboyitik tedavisine daha dirençli olması sebebi ile bu durumlarda hasar daha ağır seyredilmektedir.Özellikle bu sebeple tedavisi üzerinde çalışmalar hızla devam ederek etkili çözümler aranmaktadır.

Korunma ve Kontrol

Şarbon ile karşılaşan ya da hastalık şüphesi olduğunu düşünen veterinerler hastalığın raporlamasında kendi ulusal ve/veya yerel klavuzlarını kullanmalılardır. Amerika’da veterinerler şüpheli tüm durumları bildirmek ile yükümlüdür. Türkiye’de ise süreç, 23.11.2011 tarihinde resmi gazetede yayınlananŞarbon Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliğikapsamında hastalığın teşhisinden, mücadelesinden ve gözetim programlarından sorumlu olan Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetki verilen veteriner hekim tarafından yürütülmektedir. Şarbon şüphesi olan işletmelerde şüpheli ve sağlıklı hayvanlar birbirinden ayrılarak, hastalığa duyarlı türden hiçbir hayvanın işletmeye girip çıkmasına izin verilmez. Yönetmelik gereği alınan önlemler hastalığın varlığının resmi olarak tespit edilmesine kadar devam eder. Hastalığın tespit edilmesi durumunda şarbonlu hayvanlar öldürülür ve imha edilir. Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanların kesilmesi ve etlerinin tüketilmesi yasak olup deri, kıl, süt, boynuz, tırnak ve yapağılarına el konularak yakılır ve gömülür. Şarbon hastalığı olan ölen ve imha edilen hayvanlar en az iki metre derinliğindeki çukurlara derileri ile birlikte gömülerek üzerine sönmemiş kireç dökülür.İmha edilen hayvanların toprağın derinlerine gömülmesi önemlidir. Aksi takdirde şarbon sporları toprak solucanlarının tarafından taşınarak toprak üstüne çıkabilir ve B.anthraks’ın tekrar çoğalıp şarbon hastalığının yayılma riskini arttırabilir. Enfekte hayvan yemleri, hasta hayvanların bakım ve beslenmesinde kullanılan malzemeler de gerekli temizlik ve dezenfeksiyonları yapılmadan tekrar kullanılamaz.

Şarbon hastalığı enfekte hayvanlardan ve dokularından insanlara bulaştığı için bireylerin kendilerini bu hayvanlardan korumaları gerekmektedir. Özellikle hastalıklı hayvanların imha edilmesinde görevli olan kişilerin ek korunma önlemleri alması oldukça önemlidir. Hayvan imha ve laboratuar süreçlerinde gerekli maske, koruyucu kıyafet ve ekipmanların kullanılması hayati önem taşır. Ek olarak, enfeksiyon riski yüksek olan bireyler için aşılama kullanılabilir.

KAYNAKLAR

  • Word HealthOrganization. Anthrax in humansandanimals. 4th edition. WHO Basın, İsviçre, 2008.
  • S. Department of Healthand Human Services.CentersforDisease Control andPrevention. Guide tounderstandinganthrax. 2016.
  • Özkol H.U.,Karadaş S., Sünnetçioğlu M. ve ark. Yatırılarak takip edilen 63 deri şarbonu olgusunun klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi: Türkiye’de deri şarbonunun karakteristiği. Türkderm 2014; 48: 197-203.
  • Goel A.K. Anthrax: A disease of biowarfareandpublichealthimportance. World J ClinCases 2015; 3(1): 20-33.
  • Öğütlü A. Şarbon. Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi. 2012; 29: 155- 152.
  • John Hopkins School of PublicHealth. Bacillusantracis (Anthrax). UPMC Center forHealth Security, 2014.
  • Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Zoonotik Hastalıklar Daire Başkanlığı. Zoonotik hastalıklar hizmet içi eğitim modülü. Ankara, 2011.
  • ThecenterforFood Security &PublicHealth. Anthraximportance. 2017.
  • Sweeney D.A.,Hicks C.W., Cui X. et all. Am J RespirCritCareMed 2011; 184: 1333-1341.
  • Goel K.A. Anthrax: a disease of biowarfareandpublichealthimportance. World J ClinCases 2015; 3(1): 20-33.
  • Şarbon Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği. Resmi gazete tarihi: 23.11.2011. Erişim tarihi: 31.08.2018. Erişim:http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111223-5.htm
  • World HealthOrganization (WHO). Guidelinesfort he surveillanceandcontrol of anthrax in humanandanimals. 3rd edition. Erişim tarihi: 31.08.2018. Erişim: file:///C:/Users/burcu.ozcan/Downloads/whoemczdi986text.pdf
  • Yeşilbağ Z., Kader Ç. Deri şarbonu: Bir olgu sunumu. 2014; Klimik Dergisi 2014; 27(3): 114-117.
  • Perçin D. Şarbon basillerinde antibiyotik direnci. ANKEM Derg 2011; 25(2): 97-99.
  • Ertek M. Şarbonun ülkemizdeki durumu. ANKEM Derg 2011; 25(2): 88-91.